Kent Siirleri 3
isimsiz
kentler korkaklık için vardır sevgilim
paslı bir maymuncukla açmaya geldim
kilitledikçe çoğalan kapılarını
utanç içeri kaçacak şimdi ceplerimden
gizsel zamanların odandadır hep bilirim
ve her akşam
şefirlerarası bir yolculuk başlar evine
sayamayacağım kadar çok
otobüs durağı vardır yolunda
ansızın bastırır karanlık korkaklık için
çünkü korkaklık bir şehirdir ölmeden
ağlanmayan
herkes geç kaldığı kadar varır hayata
ve kavgadan tehirli bir hayat
ıskalanmış bir sevdanın çarpık bir
hüzünle yanaşmasıdır istasyonlara
bu saatlerde aşka bulanmak
ikizini bulmaktır oralarda
herşey yeniden konumlanır
en kanadığın yerden başlarsın
kendini onarmaya
ki unutmak kendini onarmaktır
yeni yaralar açarak içine
bütün bulvarları bu şehrin
korkaklığa durur öylece
irem işi bir bozgun getirebildim ancak sana
şimdi bir ağlasam
kahkahası olurum bütün bir şehrin
bana sakın bağırma
do minör bir çığlık yutkunurum
sahipli bir bakış ekleyerek kimlğime çıkarım
bu kentten
bir çarşı kalabalığında dağılır yüzüm
ban istanbul ağlarım
asırlardır içimdeki karanlığa düşüyorum
perçemine tutunabilir miyim bu sefer
hüzünlü çocukluğuna uzattığın
saçlarını kesmişler bu şehirde
şimdilerde kısaymış saçların acıların
ama düşlerini çalıyorlar çekmecenden
sen uyanmıyorsun
gerçeğe uyutup yalana uyandırıyorlar bizi
inançların coplandığı bir ülkede yaşıyoruz
kaypak ve mürteci şehirlerden geçiyoruz
korkaklık bir anıt buralarda
her veda bir infilak
yüzünün tek yarısını alıyor
kalanını marmarada yüzdürüyorum
oysa senle hiç vapura binmedik
o son sözü itiraf olan şiirim
severek kaçışımdır senden
şaşırma ve acı çekme ne olur
en sustuğun yerde sen oldum sen kaldım ben
sana dokunmak
sana dokunmak yasak benim dinimde
korkaklık herp büyütecektir bu şehri
korkma ve sen sana gözlerimden bak
gör nasıl seveceksin kendini
Kahraman Tazeoğlu
kentler korkaklık için vardır sevgilim
paslı bir maymuncukla açmaya geldim
kilitledikçe çoğalan kapılarını
utanç içeri kaçacak şimdi ceplerimden
gizsel zamanların odandadır hep bilirim
ve her akşam
şefirlerarası bir yolculuk başlar evine
sayamayacağım kadar çok
otobüs durağı vardır yolunda
ansızın bastırır karanlık korkaklık için
çünkü korkaklık bir şehirdir ölmeden
ağlanmayan
herkes geç kaldığı kadar varır hayata
ve kavgadan tehirli bir hayat
ıskalanmış bir sevdanın çarpık bir
hüzünle yanaşmasıdır istasyonlara
bu saatlerde aşka bulanmak
ikizini bulmaktır oralarda
herşey yeniden konumlanır
en kanadığın yerden başlarsın
kendini onarmaya
ki unutmak kendini onarmaktır
yeni yaralar açarak içine
bütün bulvarları bu şehrin
korkaklığa durur öylece
irem işi bir bozgun getirebildim ancak sana
şimdi bir ağlasam
kahkahası olurum bütün bir şehrin
bana sakın bağırma
do minör bir çığlık yutkunurum
sahipli bir bakış ekleyerek kimlğime çıkarım
bu kentten
bir çarşı kalabalığında dağılır yüzüm
ban istanbul ağlarım
asırlardır içimdeki karanlığa düşüyorum
perçemine tutunabilir miyim bu sefer
hüzünlü çocukluğuna uzattığın
saçlarını kesmişler bu şehirde
şimdilerde kısaymış saçların acıların
ama düşlerini çalıyorlar çekmecenden
sen uyanmıyorsun
gerçeğe uyutup yalana uyandırıyorlar bizi
inançların coplandığı bir ülkede yaşıyoruz
kaypak ve mürteci şehirlerden geçiyoruz
korkaklık bir anıt buralarda
her veda bir infilak
yüzünün tek yarısını alıyor
kalanını marmarada yüzdürüyorum
oysa senle hiç vapura binmedik
o son sözü itiraf olan şiirim
severek kaçışımdır senden
şaşırma ve acı çekme ne olur
en sustuğun yerde sen oldum sen kaldım ben
sana dokunmak
sana dokunmak yasak benim dinimde
korkaklık herp büyütecektir bu şehri
korkma ve sen sana gözlerimden bak
gör nasıl seveceksin kendini
Kahraman Tazeoğlu